sıradan, cevap ve Sen…

-uyudun mu?

-hayır.

-ne yapıyorsun?

-hiç… kitabımı az önce kapattım uyumak maksadıyla.

-uyuma. bana eşlik etmek istemez misin?

-nasıl?

-istediğin kadar özgür… olduğun kadar güzel… ve kokun kadar baş döndürücü…

-gerçek değilmiş gibi… gerçek gibi değil..

-gerçek dediğin nedir ki? dudaklarının o buruk tadıdır belki. hayali gerçek yapan kokun sanki.

-belki hepsi geçici, geçti bile sanki… herşey gibi…

-herşey gelip geçerken, geçenin ve senin elinden tutmak benim varlığımı göstermez mi? yalnızca seyretmek sıradanlık değil mi? şu an dudaklarını öpmemin hakkım olduğu gibi…

-kime, neye bu sitem? suçlu olduğum için mi tüm enerjimi, umutlarımı tüketiyorum? hak? benim hakkım bu mu? değiştiremiyorsam kabullenmekten başka ne yapabilirim?

-suç? hangi suçun cezası sensizlik? kural koyan bana mı sormuş ki şimdi benden uymamı beklesin? seni koynuma almak için kime hesap vermek gerek?

-yapma n’olur… korkuyorum… birilerinden, birşeylerden öç almaya kalkarsın diye… bunun hesabını kimse tutmaz ama benim hiçbir şeye inancım kalmaz.