Aylık Arşiv: Aralık 2010

İdeal çalışma ortamı nasıl olmalı?

İnsanı başarıya götüren yolda en önemli parametrelerden birinin motivasyon olduğunu düşünüyorum. Motive olan bir insan bir konuya çok daha uzun süre ve aralıksız olarak odaklanabiliyor. Bu odaklanmanın sonucunda ise mutlaka çözüm ya da başarı elde ediliyor. Bu noktada Einstein’ın “Çok zeki olduğumdan değil, sadece sorunların üstünde daha çok duruyorum.” sözünü hatırlamakta fayda var. Einstein bile sorunları çözmek için uzun süre odaklanmaya ihtiyaç duyuyordu.

Sonraki Sayfa »

Heyecanımı söndüren her şeyden uzak

Geçenlerde, çok sevdiğim ve saygı duyduğum bir insanla uzun bir aradan sonra buluşma ve konuşma fırsatı buldum. Akıl defterim yanıtını onda bulmayı umduğum sorularla doluydu. Ayrıca nasıl karşılayacağını merak ettiğim yeni fikirler, yeni projeler vardı zihnimde. Söyleyeceklerimi, soracaklarımı bir sıraya koymaya çalışıyordum yanına giderken. Kabardığında beni mutlaka başarıya ulaştırmış olan o heyecan duygusu ve tutku ile doluydu içim.

Sonraki Sayfa »

Madonna ile Ali’nin bilinmeyen hikayesi

İki yanı sık çam ağaçlarıyla çevrili patikadan tepeye doğru tırmanıyordu Ali. Üç saatten uzun süredir yoldaydı, neredeyse öğle olmalıydı ama dört yanı saran sisten ne güneş görünüyordu ne de gökyüzü. Ayaklarının iyice yorulduğunu hissediyordu artık. Yine de doğanın o kusursuz ve dingin düzeni ona huzur veriyor “Durma, devam et!” diyordu. Bitkiler Ali’yi kendilerinden ayırmıyor gibiydiler. Sanki onu dinliyor, onu izliyorlardı.

Sonraki Sayfa »

Mutluluğun gitarla çalınışını seyrettim

Geçen hafta 4Primes Ankara çalıştayı dolayısıyla yakın dostlarım Ankara’daydı. Çalışmaya başlamadan önce oy birliğiyle biraz eğlenelim dendi. Artık bir Ankaralı sayılan bendenize de geceyi organize etme görevi düştü.

Çok gezen biri değilim. Öyle çok fazla yer bilmem bu yüzden Ankara’da. Düşününce aklıma Sakarya Caddesi’nde bulunan Nil Bar geldi. Daha doğrusu o barda çalan bir süre önce dinlediğim Mezozoik isimli grubu hatırladım. Kuzenim üniversiteyi Ankara’da okuduğundan eğlence yerlerini iyi bilirdi. Buraya da beni ilk kez o getirmişti. “Amcalar” çalıyor derdi. Ben de ak düşmüş saçlarıyla bunca gümbürtü çıkarabilen bu gruba hayran oluvermiştim daha ilk dinleyişimde.

Sonraki Sayfa »