Kategori Arşivi Beynimdeki canavar

Bilemeyecek kimse Karadenizin kara dalgalarının İstanbul’a vurmadığını

Aram hala iyi kelimelerle.
Terk etmemişsin beni sen.
Alkol mü seni bana getiren?
Ben miyim sana gelen?
Her yudumda yeni bir kederle,
Yazıp yazıp silen,
Yine ben, yine ben…

Yılların ardı,
Yine bir ayrılık vakti,
Kaldırmış şiirlerimi,
Bir eskici,
Bir sensizlik,
Bir yalnızlık,
Suyu görmeden suda boğulmak,
Doğuda bir yerlerde,
Gözlerden ırak,
Bir hiçsizlik,
Ulaşılmaz,
Kapanmaz,
Bir yalnızlık.

Ah o sen ve saçların,
Trabzon’da savrulan bir gençlik ve senin saçların,
Umursanmaz topraklarda gözlerden ırak ve güzel günlerin,
Özleminde ve ölümümde senin ellerin,
Uzak ve çok uzak günlerin,
Bilemeyecek kimse Karadenizin kara dalgalarının,
İstanbul’a vurmadığını,
Vuranın dalga olmadığını,
Doğanın gün olmadığını,
Sensiz hiçbir yere gün doğmadığını.

kokun muydu saçlarıma sinen?

kokun muydu saçlarıma sinen? bıraktım onları bir makasın ellerine, zalim en az senin kadar. bir serin özgürlüktür şimdi yüzüme çarpan ve ufukta ellerin bir bilinmezi saran. asiydim ya dindim şimdi, bir deniz gibi fırtınasını özleyen. elimde saçlarım hayalini seyreder oldum bu boş odada. ya bu şehir? baharı mıydı bu şehri bana sevdiren? kış gelince terk etti sanki herkes bu evi ve bu şehri. yalnızlığımdır şimdi doğan her yeni güne ve yanımdaki boş yastığa. saçlarımı serdim üzerine. şimdi ne yana baksam sen. fırtınamla boğmak ister oldum sardığın bilinmezi. yanında sen… elbet kopacak fırtınam, insanlar geri dönecekler bu şehre ve yeniden bahar doğacak üzerime ama ufukta hep sen, yine sen…

mum ışığında gülümseyenlerden biri sen

o beşiktaş akşamından daha da serindi oturduğum bank. günün her anını yaşayan şehrin dört bir yanından havai fişekler yükseliyordu. boğazın sesini dinlerken bir yandan da insanları izliyordum. ne hayatlar yaşanıyor, niceleri o büyülü şehirde kesişiyordu. bir tesadüfler dizisinin ardından tanışmak üzere bekliyordum seni. ben elimde olmayan sebeplerle oradaydım, sense benimle tanışacağını bilmiyordun. bacaklarım soğuktan titrer gibiyken ve aynı anda yanıbaşımdaki çiftlere imrenerek bakarken telefonum çaldı. sen ya da arkadaşın değildi, tebrik etmek için arıyordu annem. serin bir rüzgar esti boğazdan. daha da titredi bacaklarım. umut doluydum o gece. kardeşim konuştu sonra dakikalarca. ama hala ses seda yoktu sizden. bilmiyorum siz ne yapıyordunuz o dakikalarda. beni beklettiğinizin farkında mıydınız? ya da benim ne hissettiğim konusunda ufacık bir fikir var mıydı zihninizde?

Sonraki Sayfa »

o, elini tutarken ben uzaktan seyrettim seni

mutsuzluğumu döktüm yazılarıma. budur dedim hüzün, acı çekmek budur. hiçbir şey değişmedi ama. göremedim dönüşünü. o, elini tutarken ben uzaktan seyrettim seni. ne kırabildim o sarı otobüsün camlarını, ne de durdurabildim o gri otobüsü. bırak seyredeyim seni, şarap kadehi beni benden alsın, parmaklarım teninde dolaşsın. ne kadar aciz, ne kadar zavallı, ne kadar da kaybedenim bu gece. her geceden daha öte… dökülen şarap kadehi o kurdeleli kağıdı kirletemiyor. sonsuza dek elin onunla. bense kaybedenim sonsuza dek. beceremiyorum hiçbir şeyi, yazmayı bile. en iyi yapabildiğim yazmak bile bu kadar… kelimelerim tanıdık, bildik, sıradan… acılarım da öyle… bırak seyredeyim seni uzaktan. tek yapabildiğim bu. güzel yüzünü seyredip, kokunu hayal etmek… bırak hüznüm arkadaş olsun bana, öylesine yalnızım ki. acıma bana ve sevme beni. ben hayalinle sırdaş her gece, anılarım koklar beni, tek dokunduğumsa şarap kadehi. müslüm baba söyler, herkes güler halime, bense avunurum hayalinle. tek dostumdur o. çok oldu dost bildiklerim beni terk edeli. kapılarımı kapattım gittiğin o gün. şimdi kimseler çalmaz kapımı. yokum ben. öylesine yalnızım, öyle hasretim ki sana… bir çalıversen kapımı. ayıcıklı pijamalarını giyip tekrar, desen ki “sen zeki bir insansın. bu yüzden seni çok seviyorum”. oysa biliyorsun ki ellerimi titreten yıllardır, “ben zeki bir insanım. biliyorum artık ayrılmak istediğini.”. ah şarap kadehi, döndürme başımı. bırak yazayım içimdekileri. o şimdi bir katilin kollarında. benim katilimin… acımasız kolları ve elleri onu sarar şimdi. bu karanlık gece ve alkol kokusu… o bilmez alkolü. canidir, bir aşkın şerefsiz katili… yanlış yazılmamış adının yanındaki, o kurdeleli kağıtta. doğruymuş. oymuş. bir ayyaşın ne işi var o kağıtta. düşünmeliydim. bu dünya katillerin. bir caninin kollarında huzuru buldun sen. benim yıllardır aradığımı… dön artık ne olur. al bu kadeh senin olsun, al işte tek varlığım bu şarap kadehi, hepsi senin olsun. yeter ki gül bir kez ne olur, gül bir kez bana. o, elini tutarken ben uzaktan seyrettim seni. bırak seyredeyim seni. al şarap şisesi senin olsun, dudaklarından damlasın kadehime şarap, içeyim seni, ölene dek, seyredeyim seni…

artık çok geç demek için bile çok geç. yaşamak için de öyle…